Avrupa’da yaşanan politik krizlerin hükümet değişimleriyle neticelenerek periferi ülkelerde yönetim kademesine demokrasi geleneklerine aykırı şekilde teknokratların yerleşmesi ya da yerleştirilmesi finansal piyasalarda belirsizliğin artmasına neden oldu ve altın tekrar gözde yatırım araçlarından biri oldu ki ben de dahil binlerce finans yorumcusunun bunu söylemekten dilinde tüy bitti.
Grafik üzerinde altın fiyatlarında görülen son birkaç aylık değişimin irdelenmesinde fayda var. Ağustos sonu ve Eylül başında çift tepe formasyonunda seyreden ve boyun seviyesi 1.710 dolara sert bir iniş gerçekleştiren altın, bu desteği de kırdı ve 1.530$ lara kadar hızlı bir şekilde geriledi. Bu dönemde piyasaları yakından takip edenler hatırlayacaktır, Amerikan doları müthiş bir şekilde değerlendi ve dolar endeksi özellikle ihracat avantajını sürdürmek isteyen Japonya gibi ülkelerinin merkez bankalarının yaptığı müdahaleler ile rekor kırdı. Türkiye’de de doların 2 TL olacağı dillendiriliyordu ama olmadı tabi. Yükselen dövizin passing-through etkisiyle hızlandıracağı enflasyona karşı TCMB, içinde direkt müdahaleyi de barındıran bir önlem paketini devreye soktu.
Altına dönelim. Yunanistan ve İtalya’da olanlar hepinizin malumu. Burada altın için direnç seviyesini 1.810$ olarak görerek tut stratejisi geçerli. Avrupa’daki ekonomik iklim altın ve diğer değerli metallerde yukarı yönlü harekete ivme kazandıracak zemini oluşturmaya devam edecek gibi görünüyor. Başta “sarışın” olmak üzere bu emtialar şu kaotik ortamda kazanç kapısı arayanlar tarafından dikkat ile takip edilmeli. Yukarı yönlü baskılar artıyor.


